Search and Hit Enter

Davetlisiniz

 

Diyarbakır Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri, Kürtçe edebiyata dünya edebiyatı içinde alan açmaya çalışan bir yayınevi olarak Lîs Yayınevi ve Diyarbakır’ın kültür sanat hayatını zenginleştirmek ve diğer kentler kadar dünya ile ilişkisini güçlendirmek üzere projeler üreten Diyarbakır Sanat Merkezi ana ortaklığında ilk kez 2013 yılında hayata geçen bir fikir. 2018’de ikincisi düzenlenen etkinlik, Kürtçe’nin ve Diyarbakır’ın edebiyat ve farklı kültür sanat üretimlerini görünür, konuşulur kılmayı hedefler. Kurucu bileşenlerinin çalışmaları paralelinde Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri programı, Kürtçe gibi yaşamda kalma mücadelesi veren diğer dilleri ve edebiyatlarını gündemleştiren, farklı coğrafyaların ve dillerin edebiyatçıları ve edebiyatlarını birlikte değerlendirerek, “Dünya edebiyatı” fikrinin ufkunu genişleten ve edebiyatın beşeri yönü itibari ile toplumsal meselelere getirebileceği özgün bakış açılarını tartışmaya açan etkinlikler çerçevesinde hazırlanır.

Bu yıl, Eylül-Ekim aylarında çevrimiçi olarak gerçekleşecek program kapsamında çok sayıda yazar, şair, edebiyat eleştirmeni ile söyleşi, tartışma, okuma ve buluşmalar düzenlenecek. “Edebiyat ve Kırılgan Gelecek” başlığı ile gerçekleşecek çevrimiçi açılış etkinliğinde, dünya genelinde gündemi belirleyen salgınla birlikte sınır hatları belirginleşen, sinir uçları hassaslaşan güncel meseleler edebiyatın içinden konuşulacak. Yakın geleceği görebilmenin her zamankinden de zor olduğu bir dönemde, görebildiklerimiz kadar göremediklerimize, görünmeyeni görme çabasına odaklanan program, uluslararası ayağında edebiyatın Avrupa’nın mevcut politik ve toplumsal gündeminin nabzını nasıl tuttuğu sorusuna cevap arayacak. Farklı dillerde yazan edebiyatçılara dair karşılaştırmalar ve az temsil edilen dillere dair oturumlar daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da programın önemli bir kısmını oluşturacak.

İnsanı da içine alan tüm canlılığın her daim yaşayageldiği kırılganlıklar, bugünden bakınca göz ardı edilemez boyutlara ulaşmış görünüyor. Edebiyat canlılığı saran tüm yakıcı kırılganlıkların biyolojik, sosyal, ekonomik, politik ve estetik hal ve etkilerini anlamaya çalışan, mevcut ifade biçimlerini açık eden, yeni ifade biçimlerini üreten ve tüm yaşam ihtimallerine yer açan bir genişlikten kendi dışındaki alanlara da düşünsel ve dilsel imkân ve beceriler kattı. Tam da yaşamının bitimsiz kırılganlığı üzerinden üreten edebiyat, yaşadığımız güncel hali bir değişim ve üretim potansiyeline dönüştürmek konusunda ne sunabilir? Kırılganlığın mevcut küresel manzarası farklı kırılganlıkların birbiri ile konuşabilmesini mecbur kılarken edebiyat bu hatlara nasıl, hangi türler ve içeriklerle yerleşebilir? Edebiyatın tarihi, mevcut kırılganlıkların dünü, bugünü ve muhtemel yarını için bize ne söyleyebilir? Estetik bir paradigma olarak umut halen edebiyat için yeterli midir? Kırılgan kimliklerin, dillerin, kültürlerin edebiyatının bize bu bağlamda söyleyebilecekleri neler? Mecbur kaldığımız teknolojik, dijital dönüşüm insana dair bilgimizi de dönüştürürken, edebiyat için nasıl kırılganlıklar ve imkânlar barındırıyor? İnsan merkezli düşünme ve yaşama alışkanlığımız ekolojik sürdürebilirliğin sonuna dayanmışken; merkezsiz, çoklu oluşların içinden konuşan bir edebiyatı düşünmek başka bir insan-oluşa ne sunabilir?

İçinden geçtiğimiz belirsiz ve zor zamanlarda edebiyatın estetik ve politik gücünü öne çıkararak bir arada iyi kalmak dileğiyle,

Sevgiler